İletişim Bilgileri

Afyon Hediyelik Eşya ve Yöresel Ürünler Sitesi >> www.afyonhediyelik.com <<

  • Yetkili Kişi: Musa KARADİREK
  • Telefon numarası: +90 (505) 827-58-68
  • MSN: www.instagram.com/afyon_hediyelik
  • Skype: www.facebook.com/AfyonHediyelikcom
  • Adres: Afyonkarahisar, Merkez, Afyonkarahisar, 03100, Türkiye

Sitedeki güncellemeler

AFYONKARAHİSAR DİNİ MİMARİLERİ, CAMİLERİ

AFYONKARAHİSAR DİNİ MİMARİLERİ, CAMİLERİ

18.10.2017

DİNİ MİMARİ

Ulu Camii Cami, dikdörtgene yakın yamuk planlı olup, 1272-77 yıllarında Sahipata Nusratüddin Hasan tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlar, kesme taş sıralıdır. Araları moloz taş ile örülmüştür. Üst örtü daha önce toprak damlı iken, son yıllarda yapılan onarımla yüksek pramidal çatı ile örtülerek üzeri çinko ile kaplanmıştır. Cami, beş sırada sekizerden kırk ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Ahşap sütunlar üzerine konan sütun başlıkları, çakma sarkıt ve baklava dilimlidir. Doğuya, batıya ve kuzeye açılan üç kapısı vardır. Doğuya bakan kapının üzerinde bir onarım yazıtı bulunur. Buna göre, Cami, Muzafferuddin Devle Bey’in oğlu Muinüddin İsa Bey tarafından H.742 (M.1341)
yılında tamir ettirilmiştir. Ayrıca kuzeye açılan kapı üzerinde, Türkçe bir yazıt bulunur. Mihrap mermer olup, üç sıra kuşakla “Ayet-el Kürsi” yazılıdır. Selçuklu tarzı ahşap oymalı iki kanatlı minber kapısı ise Neccar Emir Hac Bey”in eseridir. Ahşap kirişler üzeri renkli kök boyayla geometrik ve bitkisel motifler işlenmiştir.

Gedik Ahmet Paşa Camii Afyonkarahisar Merkezinde bulunan cami, hamam ve medrese ile beraber bir külliye oluşturur. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Anadolu Beylerbeyliği döneminde (M. 1472) Mimar Ayaz Ağa’ya yaptırılmıştır. Halk arasında “İmaret Camii” adıyla anılır. Orta kısımdan kemerle bölünmüş, art arda iki büyük kubbe ile örtülüdür. İki yanda sıralanan ve dışarı açılan odaları ise, üçer küçük kubbe örter. Kuzeydeki son cemaat yeri, altı
yuvarlak sütunlu ve beş sivri kemerli kubbe ile örtülüdür. Doğu, batı ve kuzey duvarlarında iki, kıble duvarında üç sıra pencere vardır. Cami’nin duvarları içten kalem işi yazı ve geometrik desenlerle, üst pencereler ise renkli camlarla süslüdür. Nakışları Abdüssamed oğlu Hasan yapmıştır. Tek şerefeli minaresi, yivli burma biçimlerle süslü olup, yivlerin arası lacivert renkli sırlı tuğlalarla kaplıdır. 1940 yıllarında Vakıflar İdaresi’nce restore edilmiş, camide bulunan hatlar ise, eski özelliğini bozmadan İsmail Hakkı Altınbezer tarafından yazılmış, Avni usta tarafından uygulanmıştır.

Mevlevi (Türbe) Camii Afyonkarahisar merkez Mevlana Mahallesi’ndedir. Halk arasında “Türbe” veya “Mevlevi Camii” isimleriyle de anılır. Caminin ana bölümleri; türbe, semahane, mescid, şerbethane, bacılar mahfili ve son cemaat yerinden oluşur. Ayrıca, derviş hücreleri, matbah-ı şerif, selamlık dairesi, mezarlık ve harem daireleri bulunmakta ise de, bugün selamlık, mezarlık ve harem daireleri mevcut
değildir. Binanın kesme taştan yapılmış kapısı üzerinde, kitabe yerine kabartma bir Mevlevi külahı yer alır. Tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Büyük yangın sonucu yanan Mevlevihane, 1905’de II. Abdülhamit’in emriyle on dört bin altın harcanarak büyük bir onarım görmüştür. Kuzeye bakan cümle kapısından merdivenlerle çıkıldıktan sonra dedelerin hücreleriyle çevrili, ortasında şadırvan
bulunan büyük bir avluya girilir. Eskiden Mevlevihane’nin doğusunda bulunan şeyh evi yangından sonra yıkılmıştır. Kapının sağındaki mutfağın bir bölümünde çilehane yer alır. Kasnağındaki renkli camlı pencereleriyle büyük kubbe, örtü sistemini oluşturur. Semahanenin doğusundaki şerbethanenin üst katında semahaneye bakan, kafeslerle çevrili kadınlar mahfili vardır. Semahanenin sol
tarafı türbe bölümüdür. Türbede Mevlevi Şeyhlerine ait 12 sanduka
bulunmaktadır. Mevlana’nın torunlarından Aba Puş-i Veli, Sultan Divani (Mehmet Semai Çelebi), Hızır Şah Çelebi gibi Mevlevi büyükleri ile Şah İsmail’in oğlu Elkas Mirza da burada yatmaktadır. Günümüzde cami olarak kullanılan yapıyı son olarak Mimar Arif Turunç tamir ettirmiştir. Afyonkarahisar mevlevihanesi’nin, tekkelerin kapatılmasından önce diğer Mevlevihaneler arasında ayrı bir yeri
vardı. Semahane, matbah ve öbür bölümleriyle birlikte büyük bir mevlevihanedir. Mevlevilik’te Konya’dan sonra ikinci sırayı alır.

RELIGIOUS ARCHITECTURE Ulu Mosque The mosque has a rectangular-like plan and was built by order of Sahipata Nusratüddin Hasan in between 1272-1277. The outer walls are made of cut stone. The linking walls are made of undressed stone. The ceiling cover used to be earth but in recent times it has been reconstructed as pyramidal dome and covered with zinc. The mosque was built on 40 wooden columns as five rows
of eight groups. The capitals of the columns are carved in diamond shape. The mosque has got three doors into three main directions of North, East and West. There is a repair report on the east side door. According to this report, the mosque was repaired by order of Muinuddin Isa Bey, son of Muzafferuddin Devle Bey in 1341. There is a Turkish report plate hanged on the northern door.
Mihrab is made of marble stone and there are verses from the Quran. The wooden embossed double winged pulpit was made by carpenter Emir Hac Bey. The wooden traverses were painted with madder in geometrical and herbal motifs.
Gedik Ahmet Pasa Mosque This mosque is in the city center of Afyonkarahisar and the building is a piece of a social complex with a Turkish bath and a madrasah. The mosque was built by architect Ayaz Aga by order of Gedik Ahmet Pasa who was one of the ministers of Mehmet the Conqueror in 1472. It is also known as “Imaret Mosque”. The ceiling of the mosque is covered with two big domes. Three smaller domes cover the rooms at each side. The last community place at the north side is covered with eleven domes. There are three rows of windows on east, west, and north walls but there are two rows of windows on the wall that mihrab stands in. The windows are ornamented with colorful glasses. The inner walls of the mosque are ornamented by hand work by Abdussamed Oglu Hasan.
The minaret has got single balcony being in the shape of twisted with ribs carrying blue bricks between the ribs. The mosque was repaired in 1940. The ornamentation in the mosque was remade by Ismail Hakki Altinbezer and applied by Avni Usta in accordance with the original ones.

Mevlevi (Turbe) Mosque The mosque is in Afyonkarahisar centrum Mevlana Avenue. It is also known as “Turbe” or “Mevlevi Mosque” among local people. The main parts of the mosque are: mausoleum, special worship chamber, masjid, sherbet chamber, gathering place for sisters and place of last community. Apart from these, there are dervish rooms, “matbah-i serif ”, meeting hall, graveyard and women’s
quarters. Today, meeting hall, graveyard and women’s quarters do not exist. On the door of the building there is a dervish hat in place of the scripture. The mosque has got a single balcony minaret. The mosque was ruined by a fire disaster and it has been repaired by order of Abdulhamit II in 1905. There is a big yard with a fountain surrounded by small rooms led by the stairs of
northern gate. The sheikh’s house was also ruined during the fire. A part of the kitchen place is also a dervish lodge. The big dome with colorful windows makes cover of the building. Women’s quarters are on the second floor surrounded by cage-like separators allowing them to see the yard. The left side of the special worship chamber is the place for mausoleums. There are 12 sarcophaguses belonging to mevlevi sheikhs. Mevlevi fathers like Aba Pus-i Veli (one of
Mevlana’s grandchildren), Sultan Divani (Mehmet Semai Celebi), Hizir Sah Celebi and Shah Ismail’s son Elkas Mirza are sleeping at this place. Architect Arif Turunc is the last person who had the building repaired. The building is used as a Mosque today. Afyonkarahisar Mevlevi house used to have a special significance among others, before the law that banished the dervish lodges passed. It was a big one with many facilities and comes in the second place after Konya.

AFYONKARAHİSAR’DA BULUNAN TARİHİ CAMİLER

1-Ulu Cami: Afyonkarahisar’ın en büyük camilerinden birisi olan Ulu Cami, Anadolu Selçukluları devrinde 36x24 metre ebadında bir arsa üzerine Hicri 671-676. Miladi 1272-1277 yıllarında Sahipata Nusretiddün Hasan tarafından taştan inşa edilmiştir. Kendi adı ile anılan mahallede kargir dört köşe kalın duvarlar üzerine toprak damlı iken, şimdi bakır kaplı çatı ile örtülmüş çatı beş sırada sekizerden kırk ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Ahşap sütunlar üzerine konan ahşap sütun başlıkları sarkıt ve baklava dilimlidir. Başlıklar üzerine konan ahşap atıkların yan yüzeyleri renkli motiflerle işlenmiş ise de, bugün çok az izleri kalmıştır. Doğuya, batıya, kuzeye bakan üç kapısı vardır. Selçuk tarzı oymalı iki kanatlı minber kapakları üzerindeki kitabede sureler ile ilk yapım tarihini belirten yazı vardır. Mimarı Emir Hacı Bey’dir. Caminin ilk büyük onarımı M. 1341 yılında Muzafferüddin Devle Beyin oğlu Emir Minüddün Abdullah Bey tarafından yaptırılmış ve doğu cephedeki kapı üzerine bir yazıt konulmuştur.

Zamanımızda eski biçimi korunarak yeniden onarılan cami, ahşap mimarisi ve sırlı tuğlalı baklava dilimi tuğla mimarisiyle Selçuklu döneminin eşsiz örneklerinden biridir.

2-Gedik Ahmet Paşa (İmaret) Cami (Külliyesi): Kurtuluş caddesindedir. Fatih Sultan Mehmet’in Sadrazamlarından Gedik Ahmet Paşa’nın Anadolu Beylerbeyliği zamanında (H.878-879) Karaman seferi sırasında 1472-1473’de Mimar Ayaz Ağa’ya yaptırmıştır. Kahil mahallesinde kendi adıyla anılan külliyenin merkezinde yer almıştır. Nakışları Abdüssamedoğlu Hasan’ındır. Camiyi 1795’te Müftüzade Ahmet restore ettirmiştir. Ters T biçiminde ardarda iki kubbeli planlıdır. Kuzeydeki son cemaat yeri, 6 yuvarlak sütun, 5 sivri kemerli ve 5 sekizgen kasnaklı kubbeyle örtülüdür. Tek şerefeli minaresi, yivli burma biçimlerle süslüdür. Yivlerin arası lacivert renkli çinilerle kaplıdır. Mukarnaslı giriş kapısı kalem işlemeli mermerdendir. Üzerindeki onarım yazısı 1795 tarihini taşımaktadır. Doğu, batı ve kuzey duvarlarında iki, kıble duvarında üç sıra pencere vardır. T biçimindeki iç mekanı iki büyük kubbe, iki yanda sıralanan odaları da üçer küçük kubbe örtmektedir.

Külliye içerisinde yer alan ve halen kullanılmakta olan hamam, kadın ve erkekler için ayrı olup çifte hamam özelliğindedir. Cumhuriyete kadar medrese olarak kullanılan medrese kısmı 1928 yılından sonra Türk-İslam eserleri müzesi olarak kullanılmaya başlanmış 1931 yılındaki tamiratla kubbeleri bakırla kaplanmıştır. Afyon Arkeoloji Müzesinin yapılmasıyla müzedeki eserler Arkeoloji Müzesine aktarılmıştır.

3-Yeni Camii: Hacı Aftal mahallesi Yeni cami caddesi ile Yeni cami Yan aralığının kesiştiği köşede (44 pafta, 447 ada, 1 parsel) avlu içinde, kütüphane muvakkithane ve şadırvan ile birlikte yer almıştır.

Camiin bir adet yapım, bir adette onarım yazıtı, kütüphanenin ise bir yapım yazıtı bulunmaktadır. Onarım yazıtından anlaşılacağı üzere cami H.1123-M.1711 yılında Afyon Düzağaç köyü zaimi ve alaybeyi Ali Ağanın oğlu Hacı Abdi Çavuş tarafından yaptırılmış, H.1224-M.1809 yılında Hacı Paşazade Hacı Paşa Süleyman Şerif tarafından onarılmıştır.

Topçuzade Mehmet Efendi ve Yeni Cami Külliyesi Belgeseli.

spaceplay / pause qunload | stop ffullscreenshift + ←→slower / faster
↑↓volume mmute
←→seek . seek to previous 12… 6 seek to 10%, 20% … 60%

Topçuzade Mehmet Efendi ve Yeni Cami Külliyesi
Etiketler: kültür, turizm, belgesel

4-Mevlevi(Türbe) Camii:Zaviye Mahallesi’nde Türbe Yokuşu Sokağı’ndadır. Halk arasında “Türbe” ve “Mevlevî Camisi” adlarıyla da anılmaktadır. Binanın yıkılmasından sonra, 1844’te Abdülmecit tarafından yeniden yaptırılmıştır. Büyük yangın sonucu yanan Mevlevîhane, 1905’te II.Abdülhamit’in emriyle ondörtbin altın harcanarak büyük bir onarım daha geçirmiştir.

Afyon Mevlevîhanesi’nin diğer Mevlevihaneler arasında ayrı bir yeri vardı. Mevlevîlik töresinde Konya’dan sonra ikinci sırayı alır. Semahane, mutbah ve öbür bölümleriyle birlikte esasen büyük bir mevlevîhanedir.

Kesme taştan yapılan binanın kapısı üzerinde, kitabe yerine kabartma bir Mevlevî külâhı yer alır. Tek şerefeli minaresi batıdadır. Kuzeye bakan cümle kapısından merdivenlerle çıkıldıktan sonra dedelerin hücreleriyle çevrili, ortasında şadırvan bulunan büyük bir avluya girilir. Eskiden Mevlevîhane’nin doğusunda bulunan “Şeyh evi” yangından sonra yıkılmıştır. Kapının sağındaki mutbahın bir bölümünde çilehane yer alır. Kasnağındaki renkli camlı pencereleriyle büyük kubbe, örtü sistemini oluşturur. Semahanenin doğusundaki şerbethanenin üst katında semahaneye bakan, kafeslerle çevrili kadınlar mahfili vardır. Semahanenin sol tarafı türbe bölümüdür. Türbede Mevlevî şeyhlerine ait on iki ahşap sanduka bulunmaktadır. Mevlâna’nın torunlarından Âbâ Pûş-i Veli, Sultan Dîvanî (Mehmet Semâi Çelebi), Hızır Şah Çelebi gibi Mevlevî büyükleri ile Şah İsmail’in oğlu Elkas Mirza da burada yatmaktadır.

Günümüzde cami olarak kullanılan yapıyı, son olarak Mimar Arif Turunç onartmıştır.

5-Kuyulu Camii: Zaviye Türbe caddesi ile Kuyulu camii sokağının kesiştiği köşede (48 pafta, 206 ada, 1 parsel) bulunur. Selçuklulardan kalma olup yapım yılı bilinmemektedir. Minaresinin yanındaki kuyu nedeniyle bu adı almıştır. Kare biçimlidir. Caminin girişi olan kuzey cephesi yapılan ilavelerle orijinal görünüşünü tamamen kaybetmiştir. 1949 yılında bilinen ilk önemli tamir yapılmıştır. 1954 yılında mihrap yenilenmiş, duvarlar mermer kaplanmış camiinin kuzey cephesinde ki camekân ve kadınlar yeri ilave edilmiştir. Avlu duvarı 1975’te içteki bölüntülü cemakân 1977’de yapılmıştır. Açık yeşil sırlı tuğlalarla baklava biçimli süsleri vardır. Avlunun kuzey batısında, camiye girişin sağında yer alan yatır, Nuh efendiye ait olup, Sultan Divani’nin müritlerinden olduğu bilinmektedir. Kubbesi dört duvar üzerine oturtulmuştur.

6-Kabe Mescidi: Kale eteğinde, Çavuşbaş mahallesi, Çavuşoğlu Kabe Mescid camii sokağı ile Çavuşoğlu caddesinin kesiştiği köşenin hemen yanındaki (60 pafta, 266 ada, 17 parsel) parselde yer almıştır. Her iki yanı ve arkası bitişik nizam da evlerle çevrelenmiştir.

Kabe biçiminde yapıldığı için bu adla anılmaktadır. Ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte yapının planı, kubbe geçiş unsurları, bezemeler Kubeli Camii ile büyük benzerlikler gösterdiğinden, ayrıca onarım yazıtını da gözönünde tuttuğumuzda XIV. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olduğunu söyleyebiliriz. Mihrab ta ki alçı işçiliği de bu savımızı doğrulamaktadır.

Bilinen onarım ve ilaveler ise kapısı üzerinde ki yazıt ile başlar. Yazıtta; Muharrem H.800 (M.1397) yılında Hacı Yusuf oğlu Hacı Mehmet tarafından yenilendiği ve bu nedenle Hacı Mehmedin cennete girdiği belirtilmiştir.

7-Yukarı Pazar Mescidi: Yukarı Pazar mahallesinde, güneyden Askeri Hastane sokağı, kuzeyden camii Kebir caddesinin birleştiği köşede (51 pafta, 493 ada, 10 parsel) bulunur.

Kareye yakın planlı, tek kubbeli, girişi ve minaresi doğuda yer alan biri yapım, diğeri onarım olmak üzere iki yazıtı vardır.

Yazıtlardan ve mahalle halkı ile görevlilerden öğrendiğimize göre günümüze kadar bir çok onarım ve değişiklik geçirmiştir. Yapım yazıtından Karaman oğlu Yusuf tarafından H.663- M.1294 yılında yaptırıldığı, ikinci yazıttan da H.870-M.1465 yılında İsmail oğlu Turgut tarafından onartıldığı anlaşılmaktadır.

8-Kubbeli Mescit: Kale ile Hıdırlık arasında, kendi adıyla anılan mahalle de, kuzeyde ki Meydanlık ve Kubbeli cami ön sokak ile batıda ki Kubeli Dağ sokak arasında (52 pafta, 232 ada, 1 parsel) yer almıştır.

Günümüze kadar birçok onarım görmüş mescit, minaresi ahşap iken 1937-1938 yıllarında mahallelinin katkıları Ahmet Ali DAYIOĞLU’nun önderliğiyle yeniden inşa edilmiştir. Daha sonra deprem de yıkılan minare tekrar yapılmıştır. H.1373-M.1953 yılında mihrap mermer kaplanmış, H.1373 yılında ise mimber yenilenmiştir.

9-Kale Mescidi: Kalenin güney eteğinde Kale mahallesi Yukarıpazar Öncü sokakta (57 pafta 515 ada, 7 parsel), kaleye çıkış yolunun 100 m. kadar doğusunda yer almıştır. Tamamen harap durumda ki yapının kuzey ve batı duvarları kısmen ayaktadır. Kuzey-batı köşesinde bulunan eve ait bir odacık mescit girişi önüne yapılmıştır. Güney ve batı yanları boşluk olup doğusunda bitişik nizamda bir ev vardır. Kuzey-batı köşesine ise bahçe duvarı birleştirilmiştir.

Yapının kesin tarihlendirilmesi elimizdeki bilgilere göre olanaksızdır. Ancak yapının orta kale de yer alması, civarda bulunan Kubbeli Mescit (M.1331), Yukarı Pazar Mecsidi (M.1264), Kabe Mescidi (XIV.yüzyılın ilk yarısı) ile aynı zamanlarda yapılmış olabileceğini düşündürmektedir.

10-Tac-ı Ahmet (Tahtalı) Camii: Kendi adıyla anılan Tac-ı Ahmet mahallesinde, kuzeyinde Fırın sokak, batısında Tac-ı Ahmet camii sokağın bulunduğu köşede yer almıştır. Yapılışı sırasında giriş kapısı doğuda olan camiin bu yönde kapının üzerinde ahşap ezan okuma balkonu olduğundan halk arasında Tahtalı camii diye de adlandırılmış olup minaresi yoktur.

Zaman zaman halktan toplanan paralarla onarılmıştır. Doğuda olan giriş kapısının kuzey cepheye alınma tarihini bilmiyoruz. 1964 yılında kubbe oluklu kiremit kaplı iken betonla sıvanmış, dış duvarlar onarılmış, mihrap mermer kaplanmış, mimber yapılmış ve taban yükseltilmiştir.

Camiin inşa kitabesi yoktur. Ancak kuzey cephede latin harfleri ile 1380 yılında inşa edildiğini ifade eden mermer bir plaka vardır. Yaptığımız tüm araştırmalara rağmen bu tarihi kanıtlayacak bir arşiv kaydına rastlıyamadık. Kubbe geçiş unsurlarının malzemelerin Kubbeli Mescit (1331), Kabe Mescidi (XIV.yüzyılın ilk yarısı) ile benzerlik göstermeleri bakımından XIV.yüzyılın ikinci çeyreğinde yapılmış olmalıdır.

11-Ak Mescit Camii: Ak Mescit mahallesi, Akmescid Zaviye sokak ile Akmescid Dağ sokağın birleştiği köşede (47 pafta 192 ada, 10 parsel), batıdan doğuya doğru eğimli bir araziürezinde bulunmaktadır.

Ak mescit’te oldukça önemli değişiklikler ve ilaveler yapılmıştır. 1960 yılında emekli belediye memuru Ulvi AYALP ve arkadaşlarının önderliğinde büyük bir onarım geçirmiştir. Bu onarımda son cemaat mahalli ve kadınlar mahfili ilave edilmiş olmalıdır. 1970 yılında mimber yenilenmiş duvarlar 0.90 metre yükseklikte ahşap lambri, mihrap mermer kaplanmış kuran kursu ve hela yeni yapılmıştır. 1977 yılında ise tüm mescitin ve müştemilatının boyası yenilenmiştir.

Doğu cephedeki kapı ile avluya girilir. Kapıdan yedi basamaklı taş merdiven ile birinci terasa çıkılır. Kapının kuzey tarafında camiin banisi Hacı Hamza’nın mezarı bulunmaktadır. Camiin batı kısmında ise yedi basamaklı taş merdivenle çıkılan ikinci teras yer almıştır. İkinci terasın kuzey-batı köşesine Kur’an kursu olarak kullanılan ve yeni yapılmış bir oda ile hale, bu grubun karşı köşesine ise odunluk-kömürlük yerleştirilmiştir.

Minare taştan, doğu cephenin ortasında, tabanı kare planlı prizmatik kaideli olup yarıdan sonra sekizgen formlu kesik pramidal biçimde yükselen üç basamak halindedir. Üçgenlerle gövdeye geçiş sağlanmıştır.

Bu mübarek mescidi, Hacı Hasan oğlu Ketenci Hacı Hamza H.808 – M.1406 tarihinde inşa ettirmiştir.

12-Çavuşbaş Camii: Kendi adıyla anılan mahallede, doğudan Çavuşbaş cami sokak, kuzeyden Çavuşbaş Fırın sokak, güneyden çavuşbaş Büyük Olucak sokak, batıdan ise evlerle çevrelenmiş (60 pafta, 260 ada, 3 parsel de) yüksekçe bir teras biçiminde ki etrafı duvarlı avlu içinde yer almıştır.

Camii H.983 –M.1575 yılında yapılmış, Çavuşbaş mahallesi halkı tarafından H.1288 – M.1871 –1872 yıllarında son cemaat yeri ve ön mekan ilave edilerek büyük bir onarıma tabi tutulmuş avlu bu tarihte yüksek bir duvarla çevrelenmiştir. Zaman zaman yapılan küçük onarımlardan başka 1975 yılında beş adet kubbenin kurşunlarının yenilenmesi, 1976 yılında minare kürsüsü, babucu ve camiin pencere sövelerinin onarımı, 1978 yılında batı bölümünün derzleri ve kadınlar mahfilinin önüne saçtan demir doğrama bir barakanın ilavesi gerçekleştirilmiştir.

Yapım Yazıtı: İnnel Mesacide Ullahi Fela Ted’ü Maallahû Ahaden Sahib-ül-bina Mustafa Bin Umur Fi Muharrem Sene Selase ve Semanine Tisame; Bu yazıta göre camii Umur Bey oğlu Mustafa Çavuş tarafından H.983 – M.1575 nisanında yaptırılarak hizmete sokulmuştur.

13-(Abdurrahim) Mısri (Sultan) Kasım Paşa Camii: Kendi adıyla anılan mahallede, kuzey batıdan Hacı Nuh caddesi, doğudan Hacı Eyüp Mısırı sokağın çevrelediği adanın (23 pafta, 549 ada, 1 parsel de) köşesinde yer almıştır. Üç tarafı sokakla, bir tarafı bitişik nizamda evlerle çevrili avlunun ortasındadır. 1483’te Şakkancıoğlu Evliya Kasım Paşa yaptırmıştır.

İlk yapıldığı biçimden günümüze oldukça büyük değişiklikler geçirerek gelebilmiştir. H.1223- M.1808 yılında türbe onarılmış, H.1279-M.1862 yılında depremle yıkılan son cemaat yeri düz toprak dam olarak yenilenmiş, H.1377-M.1957 yılında son biçimini almıştır.

Yapı da değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle değişik elemanların kullanıldığı, bu nedenle dıştan bakınca hemen iki yapıymış gibi dikkati çekmekte, güney yarı eski yapı, kuzey yarı ise yeni yapı biçiminde karşımıza çıkmaktadır. İlk yapı tek kubbeli ana mekan, bunun doğu duvarına bitişik tek kubbeli türbe ve kuzey-batı köşesine bitişik yapılmış minareden oluşur. Yeni yapı ise ilk yapının kuzey tarafına eklenen kubbeli bölümlerdir. Cami son biçimiyle kare planlı ve ard arda eklenen iki mekan ile doğudaki türbe ve kuzey doğusuna eklenen iki katlı çok bölmeli yeni yapı ile bir bütün halinde görülmektedir. Eski yapı düzensiz siyah kesme bazalt taş, yeni yapı düzenli sekme tüf taşı, minare ise tuğla ile inşa edilmiştir.

Ana mekanın altında çilehane odalarının olduğu söylenmektedir.

Yapıya ait bir yazıt bulunamamıştır. Mihrabı XIII.yy. özelliğini göstermesine karşın mescidin Abdurrahim Mısri’nin ve Kasım Paşa’nın yaşadığı XV.yy.da yapıldığı söylenilebilir. Bugünkü halini ise 1957 yılında almıştır.

Kesme moloz taştandır. İki büyük kubbeyle örtülüdür. Doğu duvarı bitişiğinde bulunan minaresinin tabanı kesme taştan, gövdesi tuğladandır. Mukarnaslı mihrabında, mavi lacivert tonlarda yazı ve geometrik desenli çiniler vardır. Minberi mermerdendir.

14-Baş Çeşme Camii: Efecik mahallesi, Arap Mescit caddesi ile Burmalı Çeşme sokağının kesiştiği köşe (39 pafta, 592 ada, 1 parsel) de, kuzey-batı ve kuzey doğusu bitişik nizamda evlerle çevrili, güneyinde küçük bir hazirsi olan kuzeyden güneye eğimli arazi üzerinde yer almıştır. Yapının zaman zaman onarım geçirdiği yapılan değişikliklerden ve kapı üstündeki yazıttan anlaşılmaktadır.

Yazıtta; “KAD BENA HAZEL MESCİD EL ŞERİF EL HAÇ MUSTAFA BİN EL HAÇ İLYAS Fİ SENE AHADİ VE TİŞ’A MİE VE AMERE Fİ SENE HAMSE VE SEMANİYE VE MİETEYN VE ELF” yazılmıştır. Bugünkü Türkçe ile “Bu mescidi şerifi H.901-M.1495-1496 yılında Hacı İlyas oğlu Hacı Mustafa inşa ettirdi. H.1285- M.1868-1869 yılında tamir ettirildi.

Caminin güneyinde ki hazirede H.907 yılında yani caminin yapılmasından altı yıl sonra ölmüş olan camiin banisi İlyas oğlu Hacı Mustafa’nın mezarı ve bir başka mezar bulunmaktadır.

15-Arasta Mescidi: Sinanpaşa mahallesi, Yemeniciler sokakta (45 pafta, 467 ada, 2 parsel), Bakırcılar çarşısı içinde, güneyinde küçük bir avlu, doğu ve batısında dükkanlarla çevrili konumdadır. Adını aynı cinsten malların satıldığı çarşılara verilen ad olan Arasta’dan almış olmalıdır. Afyonkarahisar’da bilinen iki Arasta mescidi varken bunlardan yeni Arasta Mescidi adıyla bilinen yıkılmış, bugün ayakta olan arasta Mescidi ise Eski Arasta Mescidi adıyla anılanıdır.

Yapı zaman içinde bir çok onarım görmüştür. Bildiğimiz ilk onarımı, yazıtından öğrendiğimiz H.1331-M.1893 yılında Miralay İsmail bey tarafından yaptırılanıdır. Ancak bu oranımda hangi elemanların yenilendiği yada onarıldığı hakkında bir bilgimiz yoktur. Bildiğimiz ikinci onarım 1963 yılındadır. Bu onarımda ise kubbe üstü kırma çatı ile kaplanmış, minaresi yenilenmiş, dış duvarları sıvanmış ve bütünüyle boyanması gerçekleştirilmiştir.

16-Ot Pazarı Camisi: Tuz pazarı caddesinde, sebze hali (bugünkü Belediye Çarşısı) bitişiğindedir. 1590’da Tellal zade Süleyman Çavuş yaptırmış, yıkılan minaresi 1958’de yenilenmiştir. Kesme taş ve kare planlı tek kubbelidir. Kuzeyde camla kaplı olan son cemaat yeri sonradan eklenmiş olup, üç sivri kemer üzerine üç kubbeyle örtülmüştür. Minaresi tek şerefelidir. Mihrabı sonradan yapılmış ve beyaz mermerle kaplıdır.

Camiin bulunduğu yerde Hacı İsmail Mescidi bulunuyor iken harap olan bu mescidin yerine yapıldığı ifade edilmektedir. Tuğla olarak yapılmış olan minare yıldırım düşmesi nedeniyle yıkılmış, 1958 yılında halk tarafından eski ve harap minare yıkılarak kesme tüf taşından yeniden yapılmıştır.

1960 yılında ana mekanın iç duvarları 1.50 metre yüksekliğinde mermer plaka ile kaplanmıştır. 1974 yılında son cemaat yerinin önündeki bölüm halk tarafından asma kat ile birlikte iki katlı olarak, yola doğru eğimli damlı, cephesi traverten kaplamalı biçimde yapıldı. Camiin önünde bulunması gereken şadırvanın yol geçmesi nedeniyle cumhuriyetin ilk yıllarında yıkıldığı, camiin ilk yapımı sırasında ana mekan önünde yapılan üç kubbeli son cemaat yerinin bir zelzele sonucunda yıkıldığı, bundan sonra düz toprak damlı olarak yapıldığı ve yakın zamanda, bu mekanın tekrar daha küçük üç kubbeli olarak yeniden yapıldığı belirtilmiştir.

Camide yapı malzemesi olarak iri siyah bazalt taşlar ile beyaz tüf taşı kullanılmıştır. Camiin girişi kuzey cephedendir. Son cemaat yeri ile kaldırım arasında kalan bölüm düz damlı olarak kapatılmış, fil ayakları karşılarından dikine kayıtlar konularak üç büyük, bir küçük kemerli, kemer araları demir doğrama-cam ile, alt kesim duvar olarak örtülmüştür. Kapı ortadaki büyük kemerdedir.

17-Arapmescit Camii: Arap Mescit mahallesinde, Arap Mescit caddesi ile Hacı Mahmut Birinci Kaya sokağın köşesinde (43 pafta, 574 ada, 5 parsel) küçük bir meydanın başında yer almıştır. Batısında gasilhane olarak kullanılmakta iken 1978 yılında bakkaliye yapılan bir mekanın bulunduğu küçük bir hazire kuzeyini çevreler.

Camiin kare planlı, tek kubbeli bir ana mekanı, kuzey-batı köşesinde yer alan bir minaresi ile daha sonra yapılan onarımlar sırasında eklenen son cemaat yeri vardır.

Bildiğimiz ilk onarım batı cephedeki kapı üzerine yerleştirilmiş yazıtlardan H.1224-M.1809 yılında Ömer zade Hacı Mehmet Ağa tarafından, ikinci onarım ise ikinci yazıt olan H.1269-M.1852-1853 yılında Ömer zade Hacı Mehmet Ağa kızı Fatma hanım tarafından yaptırılmış olanıdır. Birinci yazıtta;

“TEALELLAH ZİHİ ZİBA İBADETHANE UBBADE BU DERGAHI MUALLA BEYTİ MAMUR OLDU ZÜHHADE DİLİ AŞIK GİBİ DEHRİN MURURİLE HARAB İKEN İMARET EYLEDİ HACI MUHAMMED TARZI RANADA LİVEÇHİLLAH BU RÜTBE ZAHAİR YEVMİ MİADE MAKAMI EVLİYAULLAHI HAKKA EYLEDİ İHYA HÜDA ECRİYLE ME’CUR EVLİYE DÜNYADA UKBADA DUA EDÜP GÖRENLER SÖYLEDİ TAMİRİNE TARİH BU VALA SECDEGAHA VAKIFI SANİ ÖMER ZADE SENE 1124 CEMAZİYELEVVEL 21”

İkinci Yazıtta;

“BU ZİBA MESCİDİ DARİ İBARET NUMAYANDIR CİVANINDA KERAMET HARABE MÜŞRİF OLMUŞ NİCE DEMLER ÇIKIP BİR EHLİ HİMMET ETTİ GAYRET ÖMER ZADE HACI MUHAMMED AĞA KIZI FATMA KADIN EHLİ SERVET EDİP SARFI HİMEM TAMİRİ İÇİN NE TAMİR BELKİ TEÇDİDİ İMARET ARAP DEDE DEMİŞ TARİHİN ANIN VARE ECRİNE SÜPHAN DARİ CENNET 1269” yazılıdır.

Bu onarımlardan sonra hangi tarihte yapıldığını bilmediğimiz giriş holü eklemiştir. Yakın zamanlarda ise mihrap ve ana mekan duvarları mermer kaplanmış, 1971 yılında da minarenin şerefe üstündeki petek yıkılarak yeniden yapılmış, külah cam kaplanmıştır.

Yapı malzemesi olarak ana mekan duvarlarında iki kesme bazalt taşlar, minare de tuğla kullanılmıştır.

Camiin yapım yazıtı olmadığı için kesin olara inşa tarihini bilemiyoruz. Afife BATUR’un değişik merkezlerde ki yapılarda yapı malzemesinin kullanılışına göre yaptığı değerlendirmede, XIV.yüzyılda minarelerin kürsülerinin taş kaplama, XV.yüzyılda ise almaşık düzende yapıldığı ve ana mekan duvarı ile aynılaşmış olduğu belirtilmektedir. H.901-M.1495-1496 yılında yapıldığını yazıtından bildiğimiz Baş Çeşme Caminin minare kürsüsünün ayni biçimde oluşu, Abdurrahim Mısri’nin H.888-M.1483 tarihli vakfiyesinde mezarın Muslihiddin Mısri’ye ait olduğu ve mezarın konumuna göre mescidin mezardan sonra inşa edildiği göz önüne alınırsa camiin XV.yüzyılın sonunda yapıldığını söyleyebiliriz.

18-Sülüm Camii: Nurcu mahallesinde, Milli Birlik caddesi üzerinde, güneyden Kazankaya sokak ile çevreli (36 pafta, 533 ada, 8 parsel) konumdadır.

Yapılan bütün onarımlar hayır sever halk tarafından yapılan katkılarla gerçekleşmiştir. Mahalle sakinlerinin ifadelerine göre Elli yıl kadar önce kapatılarak çeşitli amaçlarla on yıl kadar kullanılmıştır. Daha sonra tekrar açılan camiye, ana kapının hemen kuzeyinde çeşme ve tuvalet ilave edilmiştir. Zaman zaman yapılan küçük onarımlar ve ilavelerle günümüze kadar gelebilmiştir. Bildiğiniz onarımlar; minarenin depremde zarar gören ve çatlayan petek kısmı ile pabuç kısmı 1972 yılında beton sıva ile sıvanmış, batı duvarı, tavan tahtalarının bir bölümü, çatı kiremitlerinin tamamı yenilenmiş, oluklar yapılmış, iç ve dış mekanın boyanması gerçekleştirilmiştir. 1978 yılında, camiin, güney ve doğu cephe etekleri traverten ve mermer ile kaplanmış, 1983 yılında camiin güney batı köşesindeki parselde altı tuvalet ve gasilhane, üstü dernek binası olarak kullanılan yeni bir bina yapılmıştır. 1987 yılında toprak olan ana mekan tabanına ahşap taban döşenmiştir. 1989-1990 yılında ise kuzey cephesinde bulunan salaş dükkan kamulaştırılarak yıkılmış, minare kürsüsünün batı tarafına, betondan beş basamaklı çıkılan demir korkuluklu seki ve kadınlar mahfiline çıkan ahşap merdivenin boşluğuna açılan, üstü saçaklı, tek kanatlı demir doğrama bir kapı ilave edilmiştir.

Yapım yazıtına göre cami, H.1228-M.1813 yılında Hacı Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camiin banisi, eski Kaptan-ı Derya’lardan olup, 1765 ve 1768 yıllarında iki defa Karahisar Valiliği yapmış, daha sonra azledilmiş, Bursa’da oturur iken Vezirliği geri verilerek Karahisar’a üçüncü kez 12 Ağustos 1812 tarihinde vali olarak atanmıştır. Paşa herhalde Allah’a şükran ifadesi olarak da 1813 de camiyi yaptırmış olmalıdır.

19-Keçe Pazarı-İmad Dede- Güdük Minare Camii: Umur Bey mahallesinde Büyük Demirciler caddesi ile Arap Mescit caddesinin kesiştiği köşede (42 pafta, 569 ada, 1 parsel), güneyinden bitişik nizamda dükkanlarla çevrelenmiş bir konumda yer almıştır.

Ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgi ve kayda sahip değiliz.ünlü bilgin ve kadı Muhittin oğlu İMADÜDİN tarafından bir mescit olarak yapılmış olduğu S.Gönçer tarafından belirtilmektedir.

Bu küçük mescid Rebiyulahir (Ocak) H.1100-M.1689 tarihinde Yukarı Pazar mahalle halkından Hacı bey oğlu Şişman Hacı Mehmet ağa tarafından genişletilerek minare, minber, kesme taş kubbesi kurşun kaplanarak cami haline getirilmiştir. Vakıf kayıtlarında camiin adı Mescidi Mahallei Öksüzce diye geçmektedir. Hacı Mehmet ağanın yaptırdığı güdük minare nedeniyle bundan sonra Güdük Minare camii adıyla adlandırılmıştır. Bu adların yanında, yanındaki türbede yatan kişinin adına izafeten İmad Dede Camii de denilmektedir. Günümüzde çok yakınında Keçeciler sokağı bulunmaktadır. XIX.yüzyıl sonunda bu civarda 150 kadar keçeci dükkanı olduğunu biliyoruz. Büyük bir olasılıkla birde keçe pazarı kuruluyordu. Bu nedenle de Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde Keçe pazarı camii adıyla sayılmıştır.

Dr.M.Saadettin AYGEN “Vakıf kayıtlarından H.1139-M.1726 yılında tuğla minareli olarak yapıldığı anlaşılmıştır.” demektedir. Ancak camiin mimari tarzı ve özelliklerinden, minaredeki taş işçiliği, tuğla süslemeleri nedeniyle, yapım tarihini yazıtından bildiğimiz (1495-1496) Baş Çeşme Camii ve Kütahya Lala Hüseyin paşa camii (1566-1567) ile aynı özellikleri göstermesi bakımından1726 yılından en az 150 yıl önce yapılmış olmalıdır. Camiin kapısı üzerindeki yazıttan H.1225-M-1810 tarihinde tekrar onarıldığını görmekteyiz. Bu yazıta göre camii H.1225-M.1810 tarihinde Terzi Sarı Hacı Halil tarafından onarılarak vakıflar eklenmiştir.

Zaman zaman küçük onarımlar yapılmış ve çevresine yapılmış olan ahşap salaş küçük dükkanlar yakın zamanda yıkılarak temizlenmiş, doğu yönünde bahçe ve abdestlik yapılmıştır.

20-Cürcani (Fakihpaşa) Camii: Fakih Paşa mahallesi, Cürcani sokak ile Hancıoğlu sokağın kesiştiği köşe yanında (66 pafta, 448 ada, 14 parsel), doğu, batı ve güney cepheleri bitişik nizamda evlerle çevrili konumda yer almıştır. Bir adının da Mahkeme Mescidi olduğu söylenilen Cürcani camiinin “CÜRCANİ” adını Cürcan şehrinde doğmuş bir kişi tarafından yaptırılmış olabileceğini düşündürmektedir.

Camiin ilk yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Ancak kapısı üzerindeki onarım yazıtından H.1243-M.1827 (temmuz) yılında Benderli oğlu Hacı Ömer Ağa tarafından onarımının yaptırıldığı yazılmıştır.

Bu onarımdan sonra minarenin yapılmasına kadar yapılan onarımlar hakkında bir kayda rastlamadık. Minarenin H.1377-M.1898-1899 yıllarında yapıldığını yada yenilendiğini kürsüsü üzerindeki tarihten öğreniyoruz. Daha sonra H.1377-M.1957-1958 yılında güney duvarının bir metre yüksekliğinde ve mihrabın mermer kaplandığını, mihrab yaşmağı üzerindeki yazıtta belirtilmiştir. Bu onarımdan iki-üç yıl önce ise; düz toprak dam, güney-kuzey doğrultusunda kırma çatı olarak düzenlenmiş ve marsilya tipi kiremit ile örtülmüştür. Kagir olarak yapılmış cami önden iki katlı görünümdedir. Bütün onarım ve bakımı dernekçe karşılanan camii iki katlı fevkani stilde inşa edilmiştir. Camiin minaresi yanında çeşmesi vardır.

21-Burmalı Mescit: Efecik mahallesinde, doğusundaki Burmalı Cami sokak ile kuzeyindeki Burmalı Çeşme sokağın kesiştiği köşede (39 pafta, 596 ada, 15 parsel) konumlanmıştır. Batı ve güney cephelerini bitişik nizamda evler çevrelemiştir.

Ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Minare kürsüsündeki yazıttan H.1319-M.1901 yılında onarıldığını öğreniyoruz. Minarenin şimdiki halini bu tarihte aldığı anlaşılmaktadır. Bu tarihten önce minare varmıydı-yokmuydu bilmiyoruz. Minarenin üzerindeki yazıtta geçen tarihte camide onarıldımı-onarılmadımı bu konuda da bir belgeye sahip değiliz. Düz toprak dam olan üst örtü 1933 yılında kırma çatı biçimine dönüştürülmüş ve çinko ile kaplanmıştır. 1976/1977 yıllarında çinko kaplama, marsilya tipi kiremit ile değiştirilmiş, iç mekan duvarları ile ahşap direkler 70 cm yüksekliğinde formika ile kaplanmıştır.

22-Sinan Halife Mescidi: Sinan Halife Bademli mahallesi, Sinan Halife caddesi ile Dağ sokağın kesiştiği köşede (81 pafta, 176 ada, 10 parsel), caddeden yüksekçe bir teras üzerinde, bahçe içinde yer almıştır. Tek kanatlı doğrama olan bahçe kapısı kuzeydedir. Kapının batısında duvara bitişik kesme taştan çeşmesi vardır. Teras duvarının önünde kesme andezit taştan yapılmış ve hece taşı olarak H.1276 –M.1859 tarihli TELEKZADE HACI AHMET EFENDİ’nin mescidi onartarak minare yaptırdığını ifade eden yazıt konulmuş SİNAN HALİFE’ye ait olduğu söylenilen bir mezar vardır.

Beğendik oğlu Esen Bey tarafından yaptırılan mescit onarım ve minare yapım yazıtından anlaşılacağı üzere H.1276 tarihinde camiye çevrilmiş, ancak yaptırılan minare günümüze kadar gelememiştir.

22- Aksaraylı Camii (Nakilci Camii) : Cansız mahallesi, Cansız Aksaraylı Birinci sokak ile Bel Mescit caddesinin kesiştiği köşede (70 pafta, 162 ada, 1 parsel) yer almıştır. Aksaraylı Vakfı tarafından H.1218-M.1803 tarihinde fevkani (bodrumlu) olarak yaptırılmıştır. Doğu ve kuzey cephelerde iki katlı, batı cephede tek katlı görülmekte, güney cephesi ise evle bitişik nizamdadır. Nakilci camiide denilen Aksaraylı camiin mülkiyeti Aksaraylı Camii adına kayıtlıdır.

23- Bel Mescid (Gökçe) Camii: Gökçe mahallesinde, Kazankaya sokağı ile Bel Mescid Deper yolunun kesiştiği köşede (81 pafta, 154 ada, 1 parsel) yer almıştır. Çolakoğlu Hacı Bali’nin notlarından camiin 1893 yılında minarenin ise bir yıl sonra yapıldığının yazıldığı adı geçen kişinin torunu tarafından ifade edilmiştir. İki tarafı yol, önü meydan olan camiin güney duvarı evlerle çevrelenmiştir. Anakayanın üzerine fevkani (bodrumlu) olarak yapılan camiin bodrumunun doğudaki duvarı ile ana mekanın batı duvarı sıralı moloz taş olup, diğer duvarları kerpiç yığmadır.

24- Aynioğlu Camii: Hacı Abdurrahman mahallesinde, Aynioğlu sokak ile Hacı Abdurrahman Yan sokağın kesiştiği köşede (73 pafta, 606 ada, 16 parsel) yer almıştır. Doğusunda, güneyinde, batısında bahçe, kuzeydoğu köşesinde minare ve kapısı, kuzeydeki Aynioğlu sokağa açılan ayakkabılığın bulunduğu giriş bölümü ile bağlı bu bölümün güneyinde abdest alma yeri ve tuvalet vardır.

Camiin, bugün yıktırılmış olan köşesindeki ev ile Çukur köyünde bir tarlanın vakfedildiği ve H.1212 (M.1797) yılında yapıldığı söylenmektedir.

25- Kurra Camii: Umurbey mahallesinde Keçeciler çarşısı ile Yeni caddenin kesiştiği köşede (42 pafta, 366 ada, 67 parsel) doğal kayanın üzerinde, yol seviyesinden yüksek bir avlu içinde yer almıştır.

Yapım tarihi hakkında kesin bir bilgiye sahip olmamakla birlikte bu haliyle XIX.yüzyılda ikinci kez yapıldığı izlenimini vermektedir.

26- Hacı Yahya Camii: XVI.yy.da yapıldığını tahmin ettiğimiz Hacı Yahya mahallesinde, Hacı Yahya camii sokak ile Kırk Merdivenler sokağının birleştiği köşede (65 pafta, 179 ada, 1 parsel) yer almıştır. Mülkiyeti Hacı Yahya Camii adına tescil edilmiş olan camiin iki taş basamakla çıkılan iki kanatlı demir doğrama cümle kapısı kuzey cephede, batı köşe yanındadır.

Araştırmacı Yazar Sn. Yusuf ILGAR’ın H.1314 tarihli A129 cilt ve 340 metin nolu Kadı Sicilinde “Hacı Yahya Mahallesinde H.1286(M.1869) tarihinden önce HACI FEYZULLAH tarafından yaptırılmış olduğunu ve yerinde şimdi Hacı Yahya Camiinin bulunduğunu” bulduğu bir karardan yararlanarak belirtmiştir. Düşüncemize göre; HACI YAHYA XVI.yy. yaşamış SULTAN DİVANİ’nin mürididir. Önce HACI YAHYA tarafından, ya da ona izafeten, cami XVI. Yy.’da yapılmış daha sonra HACI FEYZULLAH bu camii ya yeniden yaptırmış, ya onartmış, ya da camiye herhangi bir taşınmaz vakfetmiştir. Bu nedenlerden dolayı camiye Hacı Feyzullah Camii denmiş. Belki de her ikisinin adı beraberce anılmış, daha sonra asıl adına dönmüş olmalıdır.

27-Karaman Camii: Karaman mahallesi, Karaman caddesi ile Karaman Kolordu caddesinin kesiştiği köşede (pafta:16, Ada 352, Parsel: 1) yer almıştır.

Karaman oğlu Mehmet Bey Karaman tahtına oturduktan sonra iç durumunu düzelterek asker topladı, Osmanlı ve Germiyan topraklarına saldırdı. Karahisar-ı Devle kalesi önünde konaklıyan ordu kaleyi ikibuçuk yıl kuşattı. Kale Germiyan oğlu Yakup Beyin Subaşısı olan Eyne Bey oğlu Hisar Bey tarafından korundu. Karaman ordusunun ordugah kurduğu şimdiki Karaman mahallesine, ordunun peşinde dolaşan esnaf ve sanatkarlar (SÜRSATCILAR) tarafından bir yerleşim kuruldu. Daha sonra bunların çevresinde kurulan baraka ve evler mahalleyi oluşturdu. Karaman Camii’de bu sıralarda (XV.yy.içinde) basit düz toprak dam olarak yapılmış olmalıdır. Fatih Sultan Mehmet’in veziri Gedik Ahmet Paşa’nın Karaman Beyliğine son vermesi sırasında, padişahın buyruğu ile bir çok Karamanlı esnaf ve sanatkar ile halk İstanbul’a gönderildi. Bu sırada eş, dost ve akrabası Karahisar-ı Devle’de bulunanlardan bazıları buraya gelerek yerleşmişler ve Karaman mahallesini genişletmiş olmalıdır. Nitekim Kayadibi mahallesinde bulunan Karamanoğlu Mescidi bu varsayımızı destekler.

28-Zülali Camii: Umur Bey mahallesi, Yeni cadde ile Millet caddesinin kesiştiği köşede (21 pafta, 617 ada, 3 parsel) yer almıştır. Güneyi dükkanlarla kapatılmış olup, diğer cepheleri avlu ile çevrelenmiştir. Mozaik ve paledyen kaplı avluyu demir korkuluklu traverten kaplamalı duvar çevreler. Avluya giriş, doğu da arada bir sahanlık olan onbir basamaklı, demir korkuluklu mermer kaplı merdivenle, batıda iki basamaklı traverten kaplı merdivenle, güney-batı da ise bir basamaklı kapı ile sağlanmıştır. Avlunun güney-batı köşesinde altıgen planlı, altı sütun tarafından kubbesi taşınan mermer şadırvan bulunmaktadır. Mimar Erdoğan Emre’nin projesini çizdiği şadırvan 1985-1986 yıllarında Arpacıoğlu Hacı Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Her cephesinde iki musluk vardır.

Ne zaman yapıldığı bilinmeyen camiin, cümle kapısının doğu tarafında demir parmaklık içinde yeralan mezarda yatan ve Sultan Divani dönemindeki iki yaren olduğu söylenilen ZÜLALİ ve CELALİ adlı kişilere dayanılarak, XVI.yy.dan önce yapıldığı öne sürülebilir. Sn.Fikri Yazıcıoğlu’na göre ise mezarda yatan kişilerden Yusuf ZÜLALİ H.1100-M.1689 yıllarında ölen bir alim ve şairdir. Bu duruma göre cami 1688 yılından önce yapılmış olmalıdır. Ancak H.1280-M.1863 tarihli Hacı Halil Ağa vakfiyesinde camiin adı geçtiğinden kesin olarak bu tarihten önce yapılmıştır. 1940 yılında camiin doğusundaki beton merdivenli giriş Akosmanoğlu İzzet Ağa’nın buradaki dükkanı vakfetmesiyle açılmıştır.

29-Adeyze Camii: Hacı Aftal mahallesi, Hacı Aftal Yeni Cami sokak ile, Molla Bahşi Adeyze sokağın kesiştiği köşede (44 pafta, 480 ada, 22 parsel) yer almıştır.

Kesme taş olarak yapılan camii pencere hizasına kadar serpme sıva ile sıvanmıştır. Batı cephede yer alan cümle kapısı, kenarları şevli dikdörtgen bir niş içinde, kilit taşında kabartma kenger yaprağı olan basık yuvarlak kemeri mermerden yapılmış kapı boşluğunda, iki kanatlı demir doğramadır. Kapı üstünde, iskeleti demir, oluklu saçtan bir sundurma ile sundurma üstünde beyaz mermere üç panel halinde yazılmış H.1247 – M.1831/32 tarihli yazıt bulunmaktadır.

Kapının üst kuzey köşesine bitişik olarak dışa taşık söveli dikdörtgen formlu küçük bir pencere, kapının güneyinde ise bir büyük pencere vardır. Güney cephede iki büyük pencere yer almıştır. Batı ve güney cephelerde yeralan büyük pencereler; söveleri, söve kaideleri, denizlikleri ve kilit taşında kenger yaprağı kabartması olan basık yuvarlak kemerleri, duvardan hafif dışa taşkın yapılmışlardır. Bu üç pencerenin kemer boşluğu (aynası) kemer yastığından başlayarak doldurulmuş, alttaki denizliğin 0.50 metre üstüne ikinci bir denizlik ve ikinci söve taşları kullanılarak küçültülmüş pencere boşluklarına demir parmaklıklar ve iki kanatlı demir doğrama pencereler oturtulmuştur. Mahalle sakinlerince 1910 yılında yandığı söylenilen cami Afyon’lu şairlerden Çizmecioğlu Vehbi’nin yangın destanında yandığı belirtilen dört camiden birisi ise yanış tarihi R.1318-M.1902 yılıdır. Yangın sonrası onarımda kadınlar mahfili yenilenmiş, demir kapılar yapılmıştır. 1955 yılında tavan yenilenmiş, pencereler küçültülmüştür. 1984 yılında çatı onarılmış, oluklar takılmış, tavan üzerindeki toprak izolatör alınarak izocam kaplanmıştır. 1989 yılında ise boyalar yenilenmiş ve lambri kaplamalar ile soncemaat mahallindeki odacık yapılmış, taban tahtaları değiştirilmiştir.

30-Nur Mehmet Efendi Cami (Sakalı Ak – Şakalak – Çakalak Dede Camii): Nurcu mahallesi, Nurcu İnhisar yokuşu ile Nurcu Kazankaya sokağın kesiştiği köşede 36 pafta, 534 ada, 53 parsel) kuzeyinde evler, doğusunda arsayla çevrili olarak yer almıştır.

Batı cephenin kuzey kesiminde biri küçük, biri büyük, dikdörtgen formlu, demirdoğrama, tek kanatlı iki kapı, alt ortada bir büyük, üstte iki küçük pencere, doğu cephede alt ortada bir büyük, üstte kadınlar mahfili taban hizasında bir küçük pencere bulunmaktadır. Batı cephedeki alt pencere demir doğrama üç kanatlı, diğer pencereler ahşap doğrama üç kanatlı ve demir parmaklıdır. Alt pencere yüksekliğine kadar duvarlar serpme sıvalıdır.

Geniş ahşap saçaklı kırma çatı semerdam biçimli ve marsilya tipi kiremit örtülüdür. Cümle kapısından, cemakanla harimden bölünmüş, ayakkabılık olarak kullanılan küçük bir antreye girilir. Antrenin kuzeyinde kadınlar mahfiline çıkan onbeş ahşap basamaklı merdiven ve bu merdivene açılan -günümüzde kapatılarak iptal edilmiş tek kanatlı- ahşap kapı doğusunda ise harine açılan tek kanatlı, camlı ahşap kapı bulunmaktadır.

Camiin doğusunda, şimdi arsa olan yerde medrese olduğu ve Nur Mehmet Efendi’nin burada müderrislik yaptığı mahalle sakinlerince söylenmektedir.

Camii 1955 yılında kadar basit bir bina ve içinde üz mezar bulunan basit bir türbe iken 1955’te betonarme olarak yeniden yapılmış ve yatır şimdiki yerine getirilmiştir.

31-Hacı Mahmut Camii: Hacı Mahmut mahallesi, Hacı Mahmut camii sokak ile Hacı Mahmut Yan aralığı sokağın kesiştiği köşede (41 pafta, 562 ada, 2 parsel) batısından arsa, güneyinden evle çevrili olarak yer almıştır.

Camiin eski hali ve ne zaman yapıldığı hakkında bir bilgimiz yoktur. 1956 yılında cami yıkılmış betonarme olarak yeniden yapılmış, minaresi ise olduğu gibi korunmuştur. Minare yazıtındaki ebced hesabı çözüldüğünde yapım tarihi belirlenebilecektir.

32- Süt Dede (Siyah Sultan) Mescidi: Hacı Yahya mahallesi, Süt Dede sokakta (65 pafta, 182 ada, 7 parsel), batısında ve güneyinde evler, doğusunda ise küçük bir avlu ile çevrili olarak yer almıştır.

Mescidin iki kat görünümlü cephesi doğuya bakmakta olup iki bölüm halinde ve eğimli araziye kaya oyularak yerleştirilmiştir. Doğu cephenin güney kesiminde, altta kesme taş duvar işçilikli türbe bölümü vardır. Türbe duvarının güney bölümünde dışa taşkın basık yuvarlak kemerli ve söveli, döğme demir parmaklığında R.1322-M.1906 tarihi yazılı saç plaka olan büyük bir pencere ile pencerenin kuzeyinde, dışa taşık basık yuvarlak kemerli ve söveli, ahşap tek kanatlı kapı, kapı üstünde döğme demir parmaklıklı dairesel formda söveli pencere bulunmaktadır.

Türbe giriş kapısının kuzeyinde, profilli taş saçaklı, tuğla alınlıklı ve yuvarlak kemerli, iki tarafındaki birer adet yekpare taş payesi olan, içerlek nişli, nişin kemer boşluğunda (aynada) H.1225-M.1810 tarihli dört satırlık türkçe mermer kitabeli, tek musluklu çeşme yer almıştır.

Musluğun üzerinde eski Kadınana su arkına açılan kemerli bir boşluk ile altta iyice aşınmış mermer kurna vardır. Kurnanın iki yanındaki kesme taş payelerin kaideleri kurnadan yüksek kotta yer almıştır.

Tekke olarak yapılan bina, H.1224-M.1809 yılında mescide çevrilerek, Neslihan adlı bir bayan tarafından çeşme yaptırılmıştır. Bu çeşmeden su içen ve türbede tutunan loğusa kadınların sütlerinin bol geldiği rivayet edilir.

1930 yılında beş-altı zenginin katılımı ve hattat Mustafa ERARSLAN’ın çabalarıyla büyük ölçüde onarılan mescidin 1952’de boyacı Hüseyin ALTINTUĞ tarafından boyaları yenilenmiş, 1973’de klasik kiremitleri marsilya tipi kiremite çevrilmiş, 1986’da toprak sıvası raspa yapılarak beton sıva ile sıvanmış, 1987 yılında avlu duvarı ve korkulukları ile tuvalet yapılmıştır.

33-Hacı Nasuh Camii: Hacı Nasuh mahallesi, I.Harman sokak ile II.Harman sokağın arasında (74 Pafta, 425 ada, 2 parsel) yer almış, batısında ev, doğusunda çeşme ve çeşme haznesi ile çevrelenmiştir.

Camiin Hacı Nasuh adlı bir zat tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Yanındaki mahzenli çeşme üzerindeki yazıtta bulunan R.1320 tarihinden önce yapılmış olmalıdır. Çeşmenin kışın donması ve musluğun ateşle ısıtılması sonucunda islenmesi nedeniyle İsli Camii adıyla da anılır. Rivayete göre Mevlevi Semahanesi veya dergahı iken camiye çevrilmiştir. Dernek tarafından R.1387’de çatı örtüsü, mihrap, taban tahtaları ve lambriler yenilenmiştir.

34-Hacı Nuh Camii: Hacı Nuh mahallesi, Hacı Nuh caddesinde (22 pafta, 552 ada, 82 parsel), kuzeyinde evler, güney ve doğusunda ise arsa ile çevrelenmiş olarak yer almıştır.

1957 yılında esaslı bir onarımın yapıldığı yazıtından ve mahalle sakinlerinden öğrendiğimiz camiin 1280 yılında hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadığımız Hacı Nuh isimli bir kişi tarafından yaptırıldığını Dr. M.Saadettin Aygen belirmekte ise de bir kaynak göstermemiştir.

Düz dam olarak yapılmış olan bina 1954 yılında yıkılmış ve betonarme olarak 1957 yılına kadar yeniden yapılmış, minare ilave edilmiştir. 1976 yılında boyalar yenilenmiş, 1985 yılında öndeki hela ve abdest alma yeri eklenmiştir. Eskiden kuzeyinde bir hanigah (gezici dervişlerin konakladığı yer) bulunduğu rivayet edilmektedir.

35-Kara Katip Camii: Kara Katip mahallesinde, Kara Katip Cami sokak ile Kara Katip Taşpınar caddesinin kesiştiği köşede oluşan küçük bir meydanın batısında yer almıştır. Güney ve batı cephesi ev, doğu cephesi ise avlu ve çeşme ile çevrilmiştir.

Düz toprak damlı olarak ne zaman yapıldığı hakkında bir bilgimiz yoktur, ancak Kadı Sicillerinde araştırma yapan Sn. Yusuf ILGAR, H.1052 yılının 80 nolu kararı ile H.1077 yılının 4 nolu kararında Kara Katip Mescidi’nin adının geçtiğini belirlemiştir. Bu kararlara göre mescid H.1052-M.1602 tarihlerinde vardır, öyleyse daha önce yapılmış olmalıdır.

H.1200-M.1785 yılında önüne çeşme ilave edilmiş, 1967-1968 yıllarında düz toprak dam, kırma çatıya çevrilmiş, minare ilave edilerek camii haline getirilmiş, aynı yıl demir doğrama minber yaptırılmış, duvarlar mermer kaplanmış, mihrap mermer olarak yenilenmiş, 1978 yılında kara sıvası beton sıva olarak değiştirilmiş, 1989 yılında ise boyaları bütünüyle yenilenerek, büyük olan müezzinlik küçültülmüştür.

36- Akosmanoğlu (Bedrik) Camii: Bedrik mahallesinde Akosmanoğlu Mescit sokak ile çıkmaz sokağın kesiştiği köşede yer almış (53 pafta, 240 ada, 23 parsel), üç tarafı yol, batısı ev ve avlu ile çevrelenmiştir. Mülkiyeti Akosmanoğlu Mescidi adına kayıtlıdır.

Doğu cephenin kuzey köşesinde minare, minarenin yanında tek kanatlı, camlı, demir doğrama kapı, kapı üstünde kare formlu bir, kapının güney tarafında dikine dikdörtgen iki, güney cephede bir, kuzey cephede enine dikdörtgen iki pencere bulunmaktadır.

Camiin ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgimiz yoksa da, Sn. M.Saadettin AYGEN kitabında 350-400 sene kadar önce Akosmanoğlu sülalesi tarafından yaptırıldığını yazmış ancak bir kaynak göstermemiştir. 1961 yılında mahalleli tarafından düz toprak dam kırma çatıya çevrilmiş, kiremit kaplanmıştır.

37-Karamanoğlu (Kaya Dibi) Mescidi: Eyüp mahallesinde, Karamanoğlu Çeşme Sokakta, 48 kapı nolu (25 pafta, 544 ada, 50 parsel), üç tarafı evlerle çevrelenmiş olarak yer almıştır.

Önü batı cephesi olup, bu cephede kuzey köşeye yakın, söveleri ve lentosu ahşap, tek kanatlı demir doğrama kapı, kapı üstünde küçük

Önceki makaleler
AFYONKARAHİSAR TERMAL TURİZMİ - AFYONKARAHİSAR KAPLICALARI
AFYONKARAHİSAR TERMAL TURİZMİ - AFYONKARAHİSAR KAPLICALARI

17.10.2017

Afyonkarahisar Termal Turizmi ve Kaplıcaları Şunlardır: Ömer Termal, Gecek Termal, Gazlıgöl Termal Alanı, Heybeli Kaplıcası,Hüdai Kaplıcaları
AFYONKARAHİSAR DOĞAL GÜZELLİKLERİ - AFYONKARAHİSAR GÖLLERİ
AFYONKARAHİSAR DOĞAL GÜZELLİKLERİ - AFYONKARAHİSAR GÖLLERİ

16.10.2017

Akşehir Gölü, Eber Gölü, Karamık Gölü, Acıgöl, Karakuyu Göleti, Flora
AFYONKARAHİSAR YAYLALARI
AFYONKARAHİSAR YAYLALARI

15.10.2017

Afyonkarahisar Yaylaları Şunlardır:Merkez : Gölcük ve Çıngıraklı yaylaları. Bayat : Mekan Yaylası. Başmakçı : Çığrı Yaylası. Dinar : Cerit ve İncebel Yaylaları. Emirdağ : Yellibel, Yassıyurt, Gölcük, Çomaklı Yaylaları. Hocalar : Eldizan Yaylası. İscehisar : Ağın ve Çatağıl Yaylaları. Sandıklı : Kocayayla, Oktur, Kilimatan Yaylaları. Sultandağı : Kocayayla, Kirazlı, Manastır Yaylaları. Şuhut : Kumalar, Şahbendi, Başören Yaylaları. Kocayayla ve Oktur Yaylası Sandıklı ilçesi sınırları içerisinde ka